TOPLU İŞ SÖZLEŞMESİNE ÇAĞRI UYUŞMAZLIKLARIN ÇÖZÜMÜ

Bir işyerinde veyahut işletmede toplu iş sözleşmesi yapmaya yetkili olan sendika Aile, Çalışma Ve Sosyal Güvenlik Hizmetleri Bakanlığı’na başvuruda bulunmak üzere yetki tespiti talebinde bulunabilecektir. Bakanlık, başvuru üzerine kayıtlarına göre başvuru tarihi itibarıyla işçi sendikasının yetkili olduğunu tespit ettiğinde, başvuruyu, işyeri veya işletmedeki o işkolunda kurulu işçi sendikaları ile taraf olacak işveren sendikası veya sendika üyesi olmayan işverene altı iş günü içinde bildirmesi gerekmektedir. Başvuru neticesinde Bakanlık tarafından yapılan incelemeler neticesinde yetki şartlarının sağlanmadığının veya işyerinde/işletmede yetkili bir sendikanın tespiti halinde bu husus ancak yetki talebinde bulunan sendikaya bildirilebilecektir. Yetki tespitinin usul ve esasları ise 11.10.2013 tarihli 28792 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik kapsamında düzenlenmiştir. Anılan yönetmeliğin 4. maddesinde yetki şartlarına ilişkin düzenlenme yapılmış olup, madde kapsamında yetki şartları incelendiğinde;

  • Kurulu bulunduğu işkolundaki toplam işçi sayısının %1’i oranında üyesinin olması, Toplu iş sözleşmesi kapsamına girecek işyerinde yetki başvurusu tarihinde çalışan işçilerin %50’sinin, işletme düzeyinde ise %40’ının sendikanın kendi üyesi olması,
  • İşletmede birden çok sendikanın %40 veya daha fazla üyesi bulunması halinde başvuru tarihinde en çok üyeye sahip olunması

şartlarının birlikte gerçekleştirilmesi gerekmektedir. Yetki başvurusu üzerine Bakanlığın olumlu veya olumsuz yetki tespitine ilişkin karara karşı;

  • İşçi sendikası
  • İşveren sendikaları
  • Sendika üyesi olmayan işveren

taraflardan birinin veya her ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı veya kendisinin bu şartları taşıdığı yolundaki itirazını, nedenlerini de göstererek yazının kendilerine tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içerisinde işyerinin veya işletmenin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu Müdürlüğü’nün bulunduğu yer İş Mahkemesi nezdinde itirazda bulunulması mümkündür. Bu noktada belirtilmesi gerekmektedir ki kurulu bulunduğu işkolunda çalışan işçilerin yüzde birinden daha az üyesi bulunan işçi sendikasının yetki tespitine itirazda bulunması mümkün değildir.

            Bakanlığın yetki tespitine ilişkin yapılan itiraz neticesinde mahkemece karar verilen kesinleşinceye kadar yetki tespiti işlemleri yapılamayacaktır.

            Yetki tespitine ilişkin verilen karar ile birlikte yetki belgesinin düzenlenmesi 6356 sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 44. maddesinde düzenlenmiştir. Anılan kanun maddesi incelendiğinde;

  • Tespit yazısına süresi içinde itiraz edilmemişse sürenin bitimini takip eden altı iş günü içinde,
  • Yapılan itiraz reddedilmişse veya kendisine yetki şartlarına sahip olmadığı bildirilen sendikanın itirazı sonucunda yetki şartlarına sahip olduğunu tespit eden kesinleşmiş mahkeme kararının tebliğ edildiği tarihten itibaren altı iş günü içinde

Bakanlık tarafından yetki belgesi düzenlenmektedir. Yetkili olmayan sendikanın toplu iş sözleşmesi imzalaması ise her şartta geçersiz denilemeyecektir. Konuya ilişkin Yargıtay 22. Hukuk Dairesi 2018/558 E., 2018/3740 K. ve 15.02.2018 tarihli ilamında;

“…Somut uyuşmazlıkta, davalılar tarafından 18.01.2017 tarihinde imzalandığı anlaşılan 01.09.2016 – 31.08.2018 yürürlük süreli toplu iş sözleşmesinin davacı Bakanlığa gönderilmesi sonrasında toplu iş sözleşmesinin hükümsüzlüğü talep edilmiştir. İlk Derece Mahkemesi tarafından, herhangi bir araştırma yapılmaksızın sadece yetki belgesinin bulunmadığı gerekçesiyle dava kabul edilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi tarafından da aynı gerekçe ile istinaf başvurusu esastan reddedilmiştir.

Belirtmek gerekir ki, bir toplu iş sözleşmesinin yetki belgesi olmadan imzalanması, behemehâl sözleşmenin hükümsüz olduğu sonucunu doğurmamaktadır. Bu noktada önemli olan ve tespiti gereken husus, toplu iş sözleşmesinin taraflarının yetki şartlarına sahip olup olmadığıdır. Nitekim bu davanın gerekçesi kanunda açık olarak “taraflardan birinin veya ikisinin yetki şartlarına sahip olmadığı ve bu nedenle sözleşmenin hükümsüzlüğü” şeklinde ifade edilmiştir.

Bu itibarla, İlk Derece Mahkemesince öncelikle davalılar arasında imzalanan toplu iş sözleşmesi getirtilmeli, sözleşmenin imza tarihi itibariyle tarafların yetki şartlarına sahip olmadığı belirlenmeli, bu kapsamda imza tarihi itibariyle işyeri/işletme çalışan sayısı ile sendika üye sayısı duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeli, bu hususta taraf delilleri ile Bakanlık ve SGK kayıtları eksiksiz olarak dosya kapsamına dahil edilmeli ve bu suretle toplanacak deliller değerlendirildikten sonra oluşacak sonuca göre karar verilmelidir…”

yönünde değerlendirme yapılmıştır. Anılan karar incelendiğinde yetkisiz sendika ile toplu iş sözleşmesi imzalanması, sözleşmenin her şartta geçersiz olduğu sonucunu doğurmayacaktır.

Usulüne uygun şekilde yetki belgesi alan taraflardan biri on beş gün içerisinde diğer tarafı toplu iş sözleşmesi yapılması amacıyla görüşme çağırır. On beş gün içerisinde çağrıda bulunulmaması halinde yetki belgesinin hükmü kalmayacaktır. Anılan süre içerisinde çağrıda bulunulması halinde ise çağrı tarihi görevli makama bildirilmesi gerekmektedir. Kanunun kapsamında görevli makam ise (6356 2/1-c maddesi)

  • İşyerinin, işletme toplu iş sözleşmesi için işletme merkezinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğü,
  • Aynı Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerleri için yapılacak grup toplu iş sözleşmelerinde bu işyerlerinin bağlı bulunduğu Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünü,
  • Birden fazla Çalışma ve İş Kurumu İl Müdürlüğünün yetki alanına giren işyerlerini kapsayacak grup toplu iş sözleşmesi için ise Bakanlık

olarak belirlenmiştir. Çağrıyı yapan taraf, toplu görüşme kapsamında taleplerinin ve tekliflerinin neler olduğu hususunda karşı tarafa açık bir şekilde bildirimde bulunması gerekmektedir. Ancak taraflar arasında yapılan görüşmeler neticesinde çağrı kağıdında bulunan talep ve teklifler ile bağlı kalınmaksın çağrı kağıdında yer alan talep ve tekliflerden daha farklı hususların kararlaştırılması da mümkündür. Çağrının muhataba ulaşması akabinde taraflar arasında altı iş günü içerisinde görüşmenin yapılacağı yer, gün ve saati görevli makama bildirmesi gerekmektedir. Taraflar bu hususta anlaşmaya varamaması halinde başvuru üzerine görevli makam tarafından belirlenen gün, yer ve saat taraflara derhal bildirilmelidir. Toplu görüşmenin süresi, ilk toplantı tarihinden itibaren altmış gün olup, işçi sendikasının çağrı tarihinde itibaren otuz gün içerisinde yapılacak olan ilk toplantıya katılmaması veya toplu görüşmelere başlamaması halinde yetkisi düşecektir.

            Toplu görüşme neticesinde taraflar arasında anlaşma sağlanması halinde toplu iş sözleşmesi taraf temsilcileri tarafından dört nüsha olarak imza altına alınır ve sözleşmenin iki nüshası çağrıyı yapan tarafça görevli makama tevdi edilmelidir. Görevli makam da kendisine tevdi edilen toplu iş sözleşmesinin bir nüshasını Bakanlığa gönderir. İşveren ise toplu iş sözleşmesi veya toplu iş sözleşmesi hükmündeki özel hakem veya Yüksek Hakem Kurulu kararı ile toplu hak uyuşmazlıklarında verilmiş mahkeme veya özel hakem kararlarını, işyeri veya işyerlerinde işçiler tarafından görülebilecek yerlere asmakla yükümlüdür (6356 Sayılı Kanunun madde 48).

6356 Sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 49. maddesi taraflar arasında uyuşmazlığı düzenlemiştir. Anılan kanunun maddesi incelendiğinde;

“Toplu görüşme için kararlaştırılan ilk toplantıya taraflardan biri gelmez veya geldiği hâlde görüşmeye başlamazsa, toplu görüşmeye başladıktan sonra toplantıya devam etmezse veya taraflar toplu görüşme süresi içerisinde anlaşamadıklarını bir tutanakla tespit ederlerse ya da toplu görüşme süresi anlaşma olmaksızın sona ererse, taraflardan biri uyuşmazlığı altı iş günü içinde görevli makama bildirir. Aksi takdirde işçi sendikasının yetkisi düşer.”

şeklinde düzenlenmiştir. Ancak bu halde işçi sendikası tarafından doğrudan grev kararı alınamayacaktır. Uyuşmazlık üzerine bu defa arabuluculuk süreci başlayacaktır. Uyuşmazlık yazısının görevli makama bildirilmesi akabinde görevli makam, altı iş günü içerisinde taraflardan en az birinin katılımı veyahut katılım olmaması halinde re’sen arabulucu tayin edecektir. Ancak taraflar kendi aralarında anlaşmak suretiyle arabulucu listesinde yer alan bir arabulucu ismi üzerinde anlaşma sağlamaları halinde, görevli makam tarafından bu arabulucu uyuşmazlığın çözümü için tayin edilecektir. Arabuluculuk süreci ise on beş gün olabilecektir. Ancak bu süre, tarafların anlaşması halinde altı iş günü uzatılabilecektir. Arabuluculuk sürecinin uzatıldığı da yine görevli makama bildirilmesi gerekmektedir. Arabulucu görüşmeleri neticesinde anlaşma sağlanması halinde yine halinde toplu iş sözleşmesi taraf temsilcileri tarafından dört nüsha olarak imza altına alınacak ve sözleşmenin iki nüshası çağrıyı yapan tarafça görevli makama tevdi edilecektir. Görevli makam da kendisine tevdi edilen toplu iş sözleşmesinin bir nüshasını Bakanlığa gönderecektir. Ancak arabulucu görüşmeleri neticesinde yine anlaşma sağlanamaması halinde bu durum arabulucu tarafından üç iş günü içerisinde tutanak altına alınacak ve uyuşmazlığın çözümü için gerekli gördüğü önerilere de yer verdiği tutanağı görevli makama ibraz etmesi gerekmektedir. Arabulucu tutanağı da görevli makamca üç iş günü içerisinde taraflara tebliğ edilecektir. Arabuluculuk sürecinin tamamlanması ve taraflar arasında anlaşma sağlanamaması halinde artık grev ve lokavt yasağının olmadığı işyerlerinde grev kararı alınması mümkün olacaktır. İşyerinde veyahut işletmede grev kararına ilişkin grev oylamasına ilişkin usul ve esaslar ise yine 11.10.2013 tarihli 28792 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan yönetmelik kapsamında düzenlenmiştir. Bu kapsamda grev kararının alınmasına müteakip altı iş günü içerisinde görevli makama başvurularak grev oylaması yapılması talebinde bulunulması gerekecektir. Bu talep, grev kararının ilan edildiği işyerinde veyahut işletmede çalışan işçilerin dörtte biri tarafından her birinin ayrı ayrı dilekçesi ile yapılabileceği gibi topluca imzalanmış tek bir dilekçe ile de yapılabilecektir. Grev oylamasına ilişkin talep üzerinde görevli makam tarafından yine altı iş günü içerisinde;

  • Görevlendirilen memur gözetiminde,
  • Çalışma saati dışında ve iş akışını kesintiye uğratmayacak şekilde,
  • Grev oylamasının yapılacağının oylamadan en geç bir iş günü önce işyerinde veyahut işletmede ilan edilmek koşuluyla,
  • İşveren veya işveren adına işletmenin bütününü yöneten işveren vekillerinin katılamayacağı

grev oylaması yapılacaktır. Grev oylaması neticesinde oylamaya katılan işçilerin salt çoğunluğu ile grev kararı alınabilecektir. Grev oylamasına oylama gününden itibaren üç iş günü içerisinde grev oylamasına taraf işçi veya işveren sendikaları ya da sendika üyesi olmayan işveren tarafından mahkeme yoluyla itirazda bulunulabilecektir. Yargılama neticesinde oylamanın yenilenmesi yönünde karar verilmesi halinde ise bu kararın görevli makama tebliğinden itibaren altı iş günü içerisinde yeniden oylama yapılacaktır. Grev oylaması neticesinde grev kararının alınmaması yönündeki kararın kesinleşmesi veyahut grev ve lokavtın yasak olduğu işyerlerinde ise taraflar arasında arabulucu görüşmelerinin anlaşmazlıkla sona ermesine ilişkin sürecin sonundan itibaren altı iş günü içerisinde işçi sendikası tarafından Yüksek Hakem Kuruluna başvurulacaktır. Bu süre içerisinde Yüksek Hakem Kuruluna başvuru yapılmaması halinde ise işçi sendikasının yetkisi düşecektir. Grev ve lokavtın yasak olduğu işler ise kanun kapsamında;

  • Can ve mal kurtarma işleri,
  • Cenaze işlerinde ve mezarlıkları
  • Şehir şebeke suyu, elektrik, doğal gaz, petrol üretimi, tasfiyesi ve dağıtımı ile nafta veya doğalgazdan başlayan petrokimya işleri
  • Millî Savunma Bakanlığı ile Jandarma Genel Komutanlığı ve Sahil Güvenlik Komutanlığınca doğrudan işletilen işyerleri
  • Kamu kuruluşlarınca yürütülen itfaiye ve hastaneler
  • Başladığı yolculuğu yurt içindeki varış yerlerinde bitirmemiş deniz, hava, demir ve kara ulaştırma araçları

olarak belirlenmiştir. Anılan işyerlerinin yanı sıra Cumhurbaşkanı tarafından genel hayatı önemli ölçüde etkileyen doğa olaylarının gerçekleştiği yerlerde bu durumun devamı süresince yürürlükte kalmak kaydıyla gerekli gördüğü işyerlerinde grev ve lokavtı yasaklanabilecektir. Ancak yasağın kalkmasından itibaren altmış gün içinde altı iş günü önce karşı tarafa bildirilmek kaydıyla grev ve lokavt uygulamasına devam edilebilecektir.

İşçi sendikası tarafından süresi içerisinde Yüksek Hakem Kuruluna süresi içerisinde başvuru neticesinde Kurul tarafından verilen kararlar kesin olup, toplu iş sözleşmesi hükmündedir.

     6356 sayılı Kanunun 52. maddesinde özel hakeme başvurma esasları düzenlenmiştir. Madde metninde, tarafların anlaşma sağlaması halinde toplu hak ve çıkar uyuşmazlıkların her safhasında özel hakeme başvurulabileceği düzenlenmiştir. Bu kapsamda özel hakemin Yüksek Hakem Kurulu olarak tayin edilmesi de mümkündür. Özel hakemin Yüksek Hakem Kurulu olarak tayin edilmediği hallerde ise özel hakem yönünden Hukuk Muhakemeleri Kanunun 407. vd. maddeleri kapsamında düzenlenen tahkim esasları geçerli olacaktır.

     İşyerinde veyahut işletmede uygulanan toplu iş sözleşmesinin hükümlerinden kaynaklanan uyuşmazlıklar yönünden yorum davasının ve eda davasının açılması da mümkündür. Eda davası açılması halinde mahkemece hükmedilen alacak kalemlerine temerrüt tarihi itibari ile işletme kredilerine uygulanan en yüksek faiz oranlarına hükmedilecektir. Yorum davası ikame edilmesi halinde ise mahkemece verilen karar tespit hükmünde olacaktır.

     Yüksek Hakem Kurulu’nun kuruluş ve çalışma esasları ise 6356 sayılı Sendikalar Ve Toplu İş Sözleşmesi Kanunu’nun 54. vd. maddelerinde düzenlenmiştir. Bu kapsamda Yüksek Hakem Kurulu üyeleri Yargıtay 9. Hukuk Dairesi başkanları arasında en fazla başkanlık süresini haiz başkanlığında;

  • Cumhurbaşkanınca, bakanlıklar bünyesi dışında, işçi veya işveren kuruluşları ile hiçbir şekilde bağlantısı bulunmayan ve siyasi parti organlarında görevli olmayan, ekonomi, işletme, sosyal politika veya iş hukuku konularında bilgi ve tecrübe sahibi olanlar arasından seçilecek bir üye,
  • Üniversitelerin iş ve sosyal güvenlik hukuku anabilim dalı öğretim üyeleri arasından Yükseköğretim Kurulunca seçilecek bir üye,
  • Bakanlık Çalışma Genel Müdürü,
  • İşçi sendikaları konfederasyonlarından kendisine mensup işçi sayısı en yüksek olan konfederasyonca seçilecek iki üye,
  • İşverenler adına en çok işveren mensubu olan işveren sendikaları konfederasyonunca biri kamu işverenlerinden olmak üzere seçilecek iki üyeden

oluşmaktadır. Uyuşmazlık konusunun tarafı olan sendikanın bağlı bulunduğu işçi konfederasyonunun farklı olması hâlinde, bağlı bulunduğu konfederasyonun seçeceği bir üye, uyuşmazlık konusunun tarafı olan sendikanın bağlı bulunduğu bir başka işveren sendikaları konfederasyonu bulunması hâlinde de sendikanın bağlı bulunduğu konfederasyonun seçeceği bir üye, ikinci üyenin yerine Kurul üyesi olarak toplantıya katılacaktır.

Seçimle gelen üyeler, iki yıl için seçilir ve yeniden seçilmeleri mümkündür. İşçi ve işverenler adına seçilecek üyelerde 6. maddedeki kurucular için öngörülen şartlar aranır. Seçimle gelen her bir üye için aynı şekilde ikişer yedek üye seçilir. Kurul Başkanlığı için birinci ve ikinci yedekler, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca hukuk daireleri başkanları arasından seçilir. Yüksek Hakem Kuruluna katılacak üyelerin seçilmesi, her seçim döneminden üç ay önce Bakanlıkça ilgili makam ve kuruluşlardan istenir (Madde 54/2-3).